İTAAT

2008-10-23 14:12:00

      Bil ki: Zatı için sadece Allah (c.c)’a itaat edilir. Çünkü ibadete layık tek ilah olan, hak ve adaletle hükmeden sadece O’dur. Allah (c.c)’tan başkasına, kim olursa olsun, sıfatı ve mevkisi ne olursa olsun sadece Allah (c.c) için itaat edilir, yoksa o kişinin kendi zatından dolayı itaat edilmez. Zira bir yaratığa kendi zatı için itaat edilirse, o yaratığa ibadet edilmiş ve o yaratık Allah (c.c)’tan başka ilah edinilmiş olur. Her kim, yalnızca kendi zatına itaat edilmesini isterse, velevki “ben ilahım” demese bile kendisinin ilah olduğunu ilan etmiş demektir. Bu sebeble ondan sakın ve insanları da sakındır. Onun, reddedilmesi gereken büyük bir tagut olduğunu bil!

Zatı için itaat etmekten kasıt; verdiği emirler ne olursa olsun, bunlara itaat edilmesini istemektir. “Ne emir verirse versin kendisine itaat edilmesi gerekir” şeklindeki böyle bir itaat türü yaratılmışa verilirse işte bu, şirkin ve İslam milletinden çıkaran büyük küfrün ta kendisi olur.

Şimdi sana bununla ilgili delillerin bazılarını sunuyorum:

Allah (c.c) şöyle buyuruyor:

“Ey Adem oğlu! Ben size şeytana ibadet etmeyin, o sizin için apaçık bir düşmandır, diye bildirmedim mi?” (Yasin: 60)

Ayette geçen şeytana ibadet etmek; Allah (c.c)’a isyan konusunda ona itaat etmek demektir. Şeytan onlara şirki süslü gösterdi, onlar da ona itaat ettiler. İşte şeytana böylece ibadet etmiş oldular. (Taberi Tefsiri ve Zad’ul Mesir’e bak)

Allah (c.c) şöyle buyuruyor:

“Doğru yol kendilerine açıkça belli olduktan sonra gerisin geri dönüp irtidat edenlerin yaptıklarını şeytan kendilerine süslü gösterdi ve onları boş hayallerle aldattı. İşte bu onların, Allah’ın indirdiklerini beğenmeyenlere: “(İlerde) bazı meselelerde size itaat edeceğiz” demelerindendir. Şüphesiz ki Allah, onların gizlediklerini bilmektedir.”  (Muhammed: 25-26)

İbni Kesir, ayetteki “irtidat edenler” sözünü şöyle açıkladı:

“İmanı terkederek küfre döndüler.” (İbni Kesir Tefsiri c: 4 s: 193)

İmanı terkederek küfre dönmelerinin sebebi, Allah (c.c)’ın şeriatini sevmeyenlere: “Bazı meselelerde size itaat edeceğiz” demeleridir. Durum böyleyken acaba İslam şeriatini beğenmemekten daha ileriye giden, İslam şeriatine karşı açık bir şekilde savaş açan ve düşmanlık gösterenlere: “Söyleyeceğiniz her konuda size itaat edeceğiz” diyenlerin durumu acaba nasıl olur?” Şüphesizki bunlar, küfür, irtidat ve İslam milletinden çıkmaya ayette zikredilenlerden daha layıktırlar.

Allah (c.c)  şöyle buyuruyor:

“Şüphesizki şeytan sizinle mücadele etmeleri için dostlarına vahyeder. Şayet onlara itaat ederseniz muhakkak müşriklerden olursunuz.” (En’am: 121)

Yani; ölü etini Allah (c.c) haram kıldığı halde, onu helal gören müşriklere bu konuda itaat ederseniz biliniz ki sizler, mümin olduktan sonra onlar gibi müşrik olursunuz.  (İslam’ın reddettiği itaat iki türlüdür:

1 – Kişiyi İslam milletinden çıkartan itaat: Bu itaat türü, özelliği, konumu ne olursa olsun herhangi bir mahlukun sırf zatı için itaat edilmeye hak kazandığına inanmaktır. Daha açıkçası; ister hakka isabet etsin, isterse isabet etmesin, ne emir verir ve ne yasaklarsa ona itaat edilmesi gerektiğine inanmaktır. Bu itaat, küfür olan bir itaattir. Böyle bir itaatte, Allah (c.c)’ın bir sıfatı, bir mahluka verilmiş olunur.

İslam’dan çıkaran bir başka itaat türü ise müşrik ve kafirlere, şirk ve küfür konusunda itaat etmektir. Onları müslümanlara karşı dost edinmek, Allah (c.c)’ın helal kıldığını haram, haramını helal yaptıklarında onlara itaat etmek gibi...

    2 – Kişiyi İslam milletinden çıkartmayan, fakat haram olan itaat: Bu itaat türü, birincisinin dışında olan itaattır. Yani, haram olan bir konuda bir kimseye o haramı helalleştirmeyerek, itaat etmektir. Bir kimse, diğerine içki içmesini söylediğinde, o kimsenin de içkiyi helal saymamak, yaptığını iyi ve güzel görmemek şartıyla ona itaat ederek içki içmesi bu meseleye örnek olarak gösterile-bilir. İşte itaatin bu türlerini öğrendiğinde şirk olan itaati yapanların zamanımızda ne kadar çok olduğunu daha iyi anlarsın. Çünkü zamanımız, sahte ilahların çoğaldığı bir zamandır. İnsanların çoğu, bilerek veya bilmeyerek bu sahte ilahlara itaat etmekte, böylece şirk koşmaktadır.)

Allah (c.c)’ın şirk ismi verdiği bir amelde muhakkak bir ibadet türü ve bir mahluku ilahlaştırma vardır. Bu sebeble bir nasta şirk ve küfür zikredildiği zaman, aslında ibadet türlerinden birisinin iptal edildiğini ve o konuda Allah (c.c)’tan başkasının ilahlaştırıldığını bil!

Yukarıdaki ayette, ibadet ve mahluku ilahlaştırma çeşitlerinden biri ve Allah (c.c)’ın en önemli özelliklerinden olan; bir şeye helal veya haram deme, birşeyin iyi veya  kötü olduğuna karar verme yetkisini müşriklere vererek onlara itaat etme meselesi zikredilmiştir. Allah (c.c)’ın şu ayetlerde buyurduğu gibi:

“Hüküm vermek sadece Allah’a aittir.” (Yusuf: 40)

“O’nun, hükmünde hiçbir ortağı yoktur.” (Kehf: 26)

Özelliği ve durumu ne olursa olsun, ister bir şahıs ister bir sistem ister bir hakim isterse millet meclisi olsun, her kim bu mahlukattan herhangi birisine:

“Sen teşri (kanun koyma) hakkına, helal (serbest) ve haram (yasak) koyma, birşeye iyi ve kötü deme yetkisine sahipsin. Senin iyi dediğin iyi, kötü dediğin kötüdür. Egemenlik kayıtsız, şartsız senindir. Emir verme yetkisi gerek şimdi gerekse ileride sana aittir. Bu konuların hepsinde sana itaat etmekle yükümlüyüz. Çünkü sen, itaat edilme ve emrine boyun eğilme hakkına sahipsin. Sen ne dersen o olur.” derse, işte bu kimse o mahluka, Firavun’un iddia ettiği ilahlık sıfatını vererek onu ilah edinmiş ve ona ibadet etmiş olur. Her ne kadar namaz kılsa, oruç tutsa ve müslüman olduğunu iddia etse de... Bu ameli ile sadece Allah (c.c)’a ait olan en önemli bir özelliği o mahluka vererek onu Allah (c.c)’a ortak koşmuş ve müşrik olmuştur.

İbni Hazm, ibadetle alakalı olarak şöyle dedi:

“İbadet; ittiba ve boyun eğmekten ibarettir. Ubudiyyetten (kölelikten) alınmıştır. Bir kimse ancak, kendisine boyun eğdiği, emrine tabi olduğu zata ibadet eder. Yoksa kendisine karşı geldiği, emrine itaat etmediği zata ibadet etmez. Şayet bir zata karşı geldiği ve emrine itaat etmediği halde ona ibadet ettiğini iddia ederse bu kişi bu konuda yalancıdır.”  (El-İhkam)  (İbni Hazm’ın sözü; daha önce itaatin türlerini açıkladığımız gibi anlaşılmalıdır. (Küfre sokan itaat, küfre sokmayan itaat...)

Helali haram ve haramı helal yapma konusunda birisine itaatin ona ibadet olduğunu en güzel şekilde açıklayan Allah (c.c)’ın şu sözüdür.

“Onlar, hahamlarını, rahiblerini ve Meryem oğlu Mesih’i Allah’tan başka rabler edindiler. Oysa tek olan Allah’a ibadet etmekle emrolunmuşlardı. O’ndan başka ibadete layık ilah yoktur. O, onların ortak koştuklarından münezzehtir.” (Tevbe: 31)

Begavi bu ayetin tefsirinde şöyle dedi:

“Şayet: “Onlar din adamlarına, rahiplerine rüku ve secde ederek ibadet etmiyorlardı” diye söylenirse, buna şöyle cevab verilir:

“Ayette geçen itaat, onlara rüku ve secde etme konusunda değil, Allah (c.c)’a karşı gelerek Allah (c.c)’ın helalini haram, haramını helal yapma konusunda onlara itaat etmektir. İşte böylece onları rab edinmişlerdir.

Adiy b. Hatem (r.a) dedi ki:

“Boynumda altından bir haç takılı olduğu halde Rasulullah (s.a.s)’ın huzuruna girdim. Rasulullah (s.a.s) beni görünce dedi ki:

“Ey Adiy! Boynunda takılı olan şu putu at!” Ben hemen onu attım ve sonra yanına geldim. O:

“Onlar, hahamlarını, rahiblerini ve Meryem oğlu Mesih’i Allah’tan başka rabler edindiler...” (Tevbe: 31) ayetini okuyordu. Bu ayeti okumayı bitirince ona şöyle dedim:

“Biz onlara tapmıyorduk ki!” O şöyle dedi:

“Onlar Allah (c.c)’ın helalini haram, haramını helal yaptıklarında, siz de onu haram veya helal yapmıyor muydunuz?” Ben:

“Evet” dedim. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.s) şöyle dedi:

“İşte onlara ibadet böyledir” (Begavi Tefsiri c: 3 s: 285)

Rasulullah (s.a.s)’ın sözünü dikkatle düşün!

Helali haram, haramı helal yapma konusunda din adamlarına ve rahiplerine itaat ettikleri için yahudi ve hristiyanları, din adamlarını Allah (c.c)’tan başka rabler edinmekle vasfetmiştir.

Şayet bu din adamları ve rahipler, kendileri için namaz kılmalarını ve oruç tutmalarını onlara emretseydiler asla onlara itaat etmez, belki onları recmederlerdi. Zira namaz, oruç gibi amellerin ibadet olduğu herkes tarafından bilinmekteydi. Fakat itaat etme ve boyun eğmenin ibadet olduğu insanların çoğu tarafından bilinmemekteydi. İşte bu nedenle kendilerinden böyle bir itaat ve boyun eğme ameli istendiğinde hiç çekinmeden bu konuda Allah (c.c)’la beraber onlara ibadet ettiler. Çünkü haramı helal, helali haram yaptıkları zaman onlara itaat ettiklerinde, namaz ve oruç gibi, ibadet ettiklerini  bilmiyorlardı. Fakat bu bilgisizlikleri, tekfir edilmeleri konusunda onlara mazeret olmamıştır.

Ebu’l Bahteri bu ayet hakkında şöyle dedi:

“Onlar din adamlarına, rahiplerine namaz kılmadılar. Şayet din adamları ve rahipleri, kendileri için rüku ve secde yapılmasını onlara emretseydiler elbette bu konuda onlara itaat etmezlerdi. Fakat Allah (c.c)’ın haramını helal, helalini haram yapmalarını onlara emrettiklerinde bu emre itaat ettiler. İşte onların, din adamlarını ve rahiplerini Allah (c.c)’tan başka rabler edinmeleri böyle olmuştur.” (İbni Teymiye Fetvalar c: 7 s: 76)

 İbni Teymiye şöyle dedi:

“Bir kimse, Rasulden  başka herhangi bir kimseye, o kimse Allah (c.c) ve rasulünün emrine muhalefet etse bile, her verdiği emir veya yasak konusunda itaatin gerekli olduğunu söylerse, o kimseyi Allah (c.c)’a denk kılmış olur. Bu yaptığı ile aynı, hristiyanların Mesih’e yaptıklarını yapmış olur. Böyle bir amel ise sahibini şirke sokar  ve Allah (c.c)’ın şu sözü ona uygulanır:

“İnsanlardan, Allah’dan başka edindikleri denkleri Allah gibi sevenler vardır. Oysa iman edenlerin Allah’ı sevmeleri daha şiddetlidir.” ( Bakara: 165) (Fetvalar c: 10 s: 267) (Rasule itaat Allah (c.c)’a itaattendir. Çünkü nebiler ancak Allah (c.c)’ın emrettiklerini emrederler. Kesinlikle Allah (c.c)’ın emrine muhalif bir emir vermezler. Rasulullah (s.a.s)’tan sahih olarak şöyle bir rivayet vardır: “Her kim bana itaat ederse Allah (c.c)’a itaat etmiş olur.” (Müslim) Kur’an’da 30’dan fazla yerde Rasulullah (s.a.s)’a itaat emri geçmektedir.)

İbni Teymiye bir başka yerde şöyle dedi:

“Her kim Allah (c.c) dışında sadece kendisine itaat edilmesini isterse, bunun durumu ayen Firavun’un durumu gibidir. Her kim Allah (c.c)’la beraber kendisine itaat edilmesini isterse, bu kimse de insanların kendisini Allah (c.c)’a denk tutmalarını ve Allah (c.c) gibi sevmelerini istemiş olur. Oysa Allah (c.c), yalnızca kendisine ibadet edilmesini, dinin tamamen sadece kendisine has kılınmasını, dostluk ve düşmanlığın sadece kendisi için olmasını emretmiştir.” (Fetvalar c: 4 s: 328)

 Allah (c.c), Seyyid Kutub’a rahmet etsin. O şöyle demiştir:

“Kullar içinden biri; insanlar üzerinde olarak kendisine zatı için itaat edilmesi gerektiğini, onların üzerine kendi zatından dolayı teşri koyma hakkı olduğunu ve zatından dolayı ölçü ve değerler koyma yetkisine sahip olduğunu iddia ederse, Firavun gibi:

“Ben sizin yüce Rabbinizim” demese bile, ilahlık iddiasında bulunmuş olur. Her kim, onun bu konudaki iddiasını kabul ederse şirk koşmuş veya Allah’ı reddetmiştir. Bu ise, yeryüzündeki en büyük fesad ve bozgunculuktur.

Helal ve haram (serbest ve yasak) koyma yetkisi sadece Allah (c.c)’a aittir. İster fert, ister grup, ister ümmet, isterse insanların hepsi olsun, Allah (c.c)’ın kendilerine izin vermediği konularda hiçbir beşer bu hakka sahip değildir. İnsanlar, ancak Allah (c.c)’ın izni dahilinde ve şeriate uygun bir şekilde kanun koyabilirler. Helal ve haram, Allah (c.c)’ın şeriati ve dinidir. Helal ve haram koyan şayet Allah (c.c) ise, insanlar Allah (c.c)’ın dinine bağlıdırlar. Şayet Allah (c.c) tan başkası insanlar için helal ve haram koyuyor (ve insanlar da ona itaat ediyor) ise o zaman Allah (c.c)’ın değil o şahsın dinine bağlanmışlardır.

Bu mesele, Allah (c.c)’ın uluhiyyetinin özellikleri ile alakalı bir meseledir ve dinin ne demek olduğunu ortaya koymaktadır. Bu mesele, iman ve sınırları ile alakalı bir meseledir. Yeryüzünde müslüman olduklarını iddia edenler, “biz müslümanız” iddiasında ısrar etmeye devam etseler bile bu dinin neresinde olduklarına, İslamın neresinde olduklarına bu meselenin ışığında bir baksınlar!..” (Davet Yolu – Ahmed Faiz, Fizilali’l Kur’an c: 2 S: 170-179)

Mutlak itaate hak sahibi olan sadece Allah (c.c) olduğu için hastalıklı nefisler bu meseleyi suistimal etmesinler diye İslam dini, bu mesele üzerinde titizlikle durmuş ve Allah (c.c)’a isyan konusunda mahluka itaati yasaklamıştır. Allah (c.c), kendisinden başkasına itaati, sadece izin verdiği konularda meşru kılmıştır.

Rasululallah (s.a.s) şöyle dedi:

“Müslüman bir kimseye, masiyetle emrolunmadığı müddetçe, sevdiği veya sevmediği her konuda emiri dinlemek ve ona itaat etmek farzdır. Masiyetle emrolunduğu zaman, dinlemek ve itaat etmek yoktur.”   (Buhari, Müslim)

Bir başka rivayette Rasulullah (s.a.s) şöyle dedi:

“Allah (c.c)’a masiyet konusunda hiçbir beşere itaat yoktur. İtaat, ancak iyiliktedir.” (Buhari, Müslim)

Rasulullah (s.a.s) şöyle dedi:

“İmama itaat etmek, masiyeti emretmediği müddetçe müslüman üzerine farzdır. Eğer masiyeti emrederse ona itaat yoktur.” (Ahmed sahih senedle)

Rasulullah (s.a.s) şöyle dedi:

“Benden sonra sizin başınıza öyle kişiler gelecek ki, sünneti söndürecekler, bidatle amel edecekler ve namaz vakitlerini geciktireceklerdir.”

Hadisi rivayet eden Abdullah b. Mes’ud (r.a), Rasulullah (s.a.s)’a şöyle dedi:

“Ey Allah (c.c)’ın Rasulü! Ben bunlara yetişirsem ne yapayım?” Rasulullah (s.a.s) ona şöyle dedi:

“Ey ümmü Abd’dın çocuğu! Sen bana ne yapacağını mı soruyorsun? Allah (c.c)’a isyan konusunda hiç bir mahluka itaat yoktur.”  (Ahmed, Abdürrezzak-Cami’de sahih senedle)

 Rasulullah (s.a.s) şöyle dedi:

“Valilerden kim Allah (c.c)’a karşı gelmeyi emrederse ona itaat etmeyin!”  (Ahmed sahih senedle) Hadiste zikredilen imama itaat etmemekten kasıt; ona karşı çıkarak hiçbir konuda itaat etmemek değil, sadece haram konularda ona itaat etmemektir. Şayet emrettiği şey küfür ise işte o zaman onu tekfir ederek mutlak şekilde ona itaat etmemek ve kılıçla karşı çıkmak gerekir. Allah (c.c)  şöyle buyuruyor:

“Kafirlere, müslümanlar için  bir yetki vermedik.” (Nisa: 141)

Rasulullah (s.a.s) şöyle dedi:

“Sizin elinizdeki (eminiriniz hakkındaki) apaçık bir küfür, Allah (c.c)’tan sizin için bir delil olur. O zaman ona karşı çakarsınız.”  (Müslim)

Rasulullah (s.a.s) şöyle dedi:

“Kim dinini değiştirirse onu öldürün.” (Buhari, Ebu Davud, Tirmizi, Nesei, İbni Mace))

Anne, babanın çocuklarına karşı hakları büyük olmasına rağmen, masiyeti emrederlerse onlara bile itaat edilmemesini Allah (c.c)  şu ayetinde emretmiştir:

“Eğer (anne, baban) bilmediğin bir konuda seni, bana ortak koşmaya zorlarlarsa onlara itaat etme!” (Lokman: 15)

0
0
0
Yorum Yaz